O’NUN ESERİNE
I
Bir sofra başında, gece, sekiz baş-
O gün geçenleri konuşuyorlar.
İçlerinde en çok sevdiğimiz Baş,
En çok sevdiğimiz büyük adam var.
Çankaya üstüne dalgalı, yavaş
Bir hava döküyor yine sonbahar.
İçerde konuşan sekiz arkadaş-
Dışarıda Ankara, gece ve yollar…
Birbiri ardınca geçen günlerin
Rengine renk katan birinciteşrin-
Bu dakikalarda, sanki, durgun su.
Çağlar ve yıldızlar ufku aşıyor.
Bir gün adım adım yakınlaşıyor:
Pazartesi, ayın Yirmidokuzu…
II
Bir sofra başında saçları ışık-
Gözleri parıltı o büyüklüğün
Dinle, konuşuyor sesinde varlık:
Denizlerden engin, göklerden üstün.
Biz ki o varlığa gönül bağladık,
Anafartalarda parladığı gün.
Büyük unutulmaz bir bahtiyarlık
Onun sofrasında bulunmak, düşün.
Böyle bir gecenin hatırasından
Koskoca bir ömür dolar ve taşar,
Ve insan hatıra içinde yaşar.
Dışarıda bir şehir beklerken sessiz,
Haber yükseliverdi sofrasından:
“Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz.”
III
Bahçemizde havuz başında heykel,
Odamızın duvarında bir resim
Çocuk alnımızı saran beyaz el
Gonca gül yaprağı, sevgili isim.
Ana vatan aşkın bir ömre bedel
Sendedir baharı yaratan mevsim
Ana vatan iyi, doğru ve güzel,
Anavatan, sevgim, düşüncem, sesim.
Bu ateş vurdukça al dudaklara
En gür sesimizle en uzaklara
Vatan türküsü haykıracağız.
Böyle seslenirken milyonla ağız
Sesimiz heyecan dolu ve derin-
Aşacak üstünden maviliklerin.
IV
Ankara…Bu şehir eskiden vardı
Bozkır ortasında kurulmuş yalçın
Önünden geçenler kahramanlardı.
Kaleye nal sesi vururdu çın çın.
Bu şehrin kalesi göğe kadardı-
Ki hala baktıkça dönüyor başın,
Rüzgar kanat vurur, vurur coşardı.
Der gibi bu demir kapıyı açın.
Ankara önünden geçen atlılar,
Açık denizlere kadar vardılar,
Onlar yurda gönül veren soydandı.
Göklerden ateşi indiren onlar,
İlk önce çeliğe su veren onlar.
Damarlarındaki sendeki kandı.
V
- 12. 1335
Samsun’dan başlayan bir yolculuğun
Sonunda “günlerden cumartesiydi”
Ankara’ya gelen aziz konuğun
Varlığı yarının bir müjdesiydi.
O gün 27 Birincikanun
Yürüyüşün büyük merhalesiydi.
Gelen iman dolu, haklı ve olgun
Kalbleri dolduran onun sesiydi.
Bu şehir ondaki sırra ererek
Bütün sevgisiyle gönül vererek
Bağrına basmağa can atıyordu.
Ve onun aydınlık var, gecesinde
Gözleri parlıyor, düşüncesinde
Yepyeni bir cihan yaratıyordu.
Varlık, Cilt:1, Sayı:12, Sayfa: 184, (01.01.1934).
VI
Çiçekli bahçeler ortasındaki-
Evler… Pencereler yeşil pancurlu.
Havada sukutun laciverdliği
Havuzlarda çelik parıltılı su.
Uzakta Çankaya, Cebeci, eski-
Ve yeni Ankara burada kurulu.
Açtı baharını bir çiçek gibi
Bozkırın bağrında sert Anadolu.
Burada vatanım yayla havası-
Gibi göğüslere dolar, boşalır,
Yüreklerimizde ateşi kalır.
Burada duyulur bir kalb çarpması
Sen de gel, kardeşim, aramıza gir
Ankara sevme’yi öğretecektir.