KAL

KAL

Gün soldu, vakit geç, gitme bırak, kal,

Omuzlarında şal, başında örtü

Odama hülyalı gir akşam üstü

Gölgeler içinde renk ve dudak kal.

 

Gidersen sana da kırılacak, kal
-Gönlüm ki böyle her gidene küstü-
Ve deme  “Buradan bir akşam üstü
“Giderken ardımdan hıçkırarak kal!

 

Madem günlerimiz, sevgilim kısa,
Madem dudakların yandığı lahza
İçin içimizde bir özleyiş var.

 

Kal çizsin hülyamız mat ufkumuza
Gümüşlü sabahlar, altın akşamlar
Soluk bir gül ıtrı gibiyken bahar..

 

Varlık, Cilt:1,Sayı:1,Sayfa:3(15.07.1933).