Gün soldu, vakit geç, gitme bırak kal
Omuzlarında şal, başında örtü
Odama hülyalı bir akşam üstü
Gölgeler içinde renk ve dudak kal…
Orta boylu, açık yeşil gözlü, daima güler yüzlü bir insan… Vücuduna göre, bir hayli büyükçe duran başı, ufacık elleri ve ayakları ile spor ve hareketten uzak kalmış bir bünye. Mat ve duru bir beniz. Daha çok kafası ile, gönlü ile çalışanlara mahsus ürkek, biraz durgun ve çekingen bir hali vardır Hâmit Macit’in… Sırasını ve yerini bulunca çok konuşur, güzel konuşur, ele aldığı bir konuyu en ince ayrıntılarına kadar dakikalarca anlatmaktan ve kendini dinletmekten pek hoşlanır. Vücudundan çok kafasını ve dilini çalıştıran şairimiz, herkesin her işi, her derdiyle yakından ilgilenir. Herkese dostluk, yakınlık gösterir. Devlet kapısında, mahkemelerde zorluğa uğrayan kimselere akıl verir, yol gösterir.
Sağlığına son derece düşkün olduğu için, pratisyen bir hekim kadar tıptan anlar. Tıpkı doktorlar gibi reçete yazabilir. Kalabalık yerlerden pek hoşlanmaz, sigara ve içki kullanmaz. Onu bir defa dahi olsun meyhanede gören olmamıştır. Nerede olursa olsun, en çok devam ettiği yer; eczahaneler, en çok dostluk yaptığı insanlar da eczacılardır.
Hâmit Macit Selekler, hemen her gün uzakta bulunan akrabalarına, arkadaşlarına mektup yazar. Başından aşkın olan işleri arasında sayfalarca mektup yazmaktan pek hoşlanır.
Çocukluğunun bir kısmını, babasının Antalya dolaylarında Bucak Müdürlüğü yaptığı köylerde, delikanlılığının bir kısmını da Antalya’nın içinde geçirmiştir. Okul hayatında çok çalışkan, çok terbiyeli, sakin bir öğrenci olan Selekler, Antalya’nın o doyum olmaz güzelliklerini şiirlerinde olanca gücüyle yansıttığı halde kırlarda, deniz kenarlarında, portakal bahçelerinde gezmeyi, denize girmeyi sevmez. Evinde oturup kitap okumayı, çocuklarıyla konuşup dertleşmeyi sever.
Şairimizin hayatının ve edebiyatımıza giriş günlerini kısaca özetlemek isterim.
Selekler, 1909′da Antalya’da doğdu. Konya Lisesi’ni 1928, Ankara Hukuk Fakültesi’ni 1931′de bitirdi. 37 yıllık Adliyecidir. Yurdumuzun çeşitli il ve ilçelerinde savcılık, yargıçlık yaptı. Adliye müfettişliği sırasında güneyden kuzeye, batıdan doğuya baştanbaşa yurdu dolaştı. Son olarak İstanbul’da ha-kimdi. Yüksek Hâkimler Kurulu Üyeliği, Yargıtay üyeliği görevleri dolayısiyle Aralık 1962’den beri An kara’dadır.
Şiirleri ilk önce Servet-i Fünun- Uyanış, Varlık (15 Temmuz 1933 -1 Aralık 1938) ve Çığır 1934 dergilerinde yayınlandı.
Hâmit Macit’in şiir yazma heyecanını ve zevkini canlı tutan genellikle çok sevdiği arkadaşları Ahmet Muhip Dranas, Behçet Kemal Çağlar ve Avni Givda olmuştur. Sanat yönünden kendisine ilgi gösteren ve teşvik edenler de bir zamanlar Servet-i Fünun – Uyanış dergisini yöneten Halit Fahri Ozansoy, eski Hayat mecmuasını idare eden Faruk Nafiz ve Varlık dergisinin kurucusu Yaşar Nabi Nayır olmuştur. Îlk sanat ve şiir sevgisini kendisine aşılayan ve gördükleri istidat dolayısiyle şiirin iklimine doğru çekmeye çalışan hocaları Ahmet Hamdi Tanpınâr, Suat Salih Asral, Sadettin Nüzhet Ergun’dur.
Bugün kendisini susmuş bir şair haline getiren, şiirden uzaklaştıran nedenlerin başında, savcı ve hakim oluşu gelir. Bu görevlerde çok ağır, çok sorumlu işler yüklenmiş olan Selekler’in ilk ününü sağlayan şiirlerinden pek sevilen “Çay” adlı şiiri 1029′da Hayat dergisinde çıkmıştır.
Şeklalır semaverde
Gümüşten şeffaf bir sır
Porselen kadehlerde
Süzülmüş renk ve ıtır.
Kıvrık kirpikleri yaş
İki çift göz, iki baş
Odada tatlı, yavaş
Bir sesle fısıldaşır.
İşlemeli bir perde
Ağır ağır iner de
Düğümlenir içerde
Okunmıyan bir satır.
Hâmit Macit Selekler’in sone tarzında birçok başarılı denemeleri vardır. Zaten ona bir ahenk şairi olarak bakmak lâzımdır. Şairimiz, hecedeki ahenge aruz disiplininden geçtikten sonra varmış. Kendine özgü bir müzikalite yaratmasını bilmiştir. Şu çok sevilen ve birçok genç kızların, delikanlıların özel şiir defterlerine geçmiş “Resim” adlı sonesini okuyalım:
Yüzünü ben çizdim bir resim gibi
Günlerce gözlerin için uğraştım.
Al dudaklarında beyaz bir çizgi
Hâlinde hülyamın fecrini açtım.
Benim varlığımdan daha çok eski
Bir günde başlıyor hâtıralarım
Ağzından hâtıra sandığımdaki
Sesleri bahara dağıtıp saçtım.
Sen ki neyin varsa bir sabah vakti
Eğilip söylemek istediğimdin
Sen anam, kardeşim, sen sevgilimdin.
Bir tek sözle olsun etmeden veda
Demek gittin. Demek susuzluğumda
Bulduğum bir damla kumlara aktı.
Hâmit Macit Selekler’in, kendi kuşağı arasında büyük bir ün sağlamasına sebep olan “Sol” adlı şiirine, dedesi Edipzade Ahmet Beyin Arapça “Sol” adlı bir şiiri okuyup anlatması yol açmıştır. Şimdi onu da okuyalım:
Madem ki seninçin yüreğim üzgün
Madem ki bu sessiz uzletimdeyim
Gözlerim kanmasın ışığa bir gün
Yıllarca ufuktan nur bekliyeyim.
Sende renk renk olurken gül dudağa has
Dağılırken bende dalga dalga haz
Sesimde bir üzgün, solmuş ihtizaz
“Sen de sol, sevgilim, nasıl” diyeyim.
Sol damla damla sen, rengini ver, sol,
İçimde alev sol gözümde fer, sol,
Deyince sana bu titrek eller, sol,
Ki asla visale erişmeyeyim.
Hâmit Macit Selekler yurt güzellikleri, tarih gururu, aşk, sevinç ve üzüntüleri üzerine yazmış bir sairdir. Şiirlerinde Antalya, Çanakkale, istanbul, Ankara, Urumkuş, Fatih, Anıttepe gibi dekor ve mo-tifler yeralır. Genel olarak heceyi ve koşma şeklini, sone ve terza rima’yı kullandı. Mısralarında sese, buluşlarında inceliğe çok dikkat etmiştir.
Şiirlerini 1944′de yayınladığı Sulh ve Diğer Şiirler, 1956′da yayınladığı İyilik adlı kitaplarında toplayan Selekler, Atatürk sevgisini dile getiren son şiirini Hisar dergisinde “Sabah” adı ile yayınlamıştır.
Anıttepe… Ar Sokağı… Gençlik Caddesi…
Sabah, kuşlar: kanat kanal… Bir çocuk sesi…
Ak bir bulut, penceremde bir tül: incecik…
Sonra serin, sonra, yeşil, sonra mavilik…
Bir tomurcuk açar gibi içimde bir hâl,
Bir yavru kuş uçar gibi, içimde bir hâl…
Yine eski günler olsa, ben çocuk olsam.
Ve geçmişte seviyıdiğim bir günü bulsam:
Hâtıramda o gün asla solmayan nakış,
Akdeniz’e ulaşılmış, İzmir alınmış.
Yine eski günler olsa seninle birlik..
Sevinirdik, sevinirdik, çok sevinirdik…
Bir noktada birleşseydi gerçekle hayâl,
Bir noktada birleşseydi dün, bugün, yarın…
Yine ince, yine güzel, yine sarışın:
Karşı yoldan çikıverse Mustafa, Kemal…
Baki Suha Ediboğlu “Bizim Kuşak ve Ötekiler” Varlık Yayınları Sayı 1426 Sayfa 85-91 İstanbul 1968

